FETÖ Davasında Çarpıcı İfadeler

Isparta'da 130 sanığın yargılandığı FETÖ-PDY soruşturması kapsamındaki davada savunmalar alınmaya başlandı. Savunmalar sırasında pek çok iddia da ortaya atıldı.

FETÖ Davasında Çarpıcı İfadeler

Isparta Eski Valisi Memduh Oğuz, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDU) Eski Rektörü Hasan İbicioğlu'nun da aralarında bulunduğu 130 sanığın yargılanmasına devam edildi. Isparta'da FETÖ-PDY soruşturması kapsamında 48'i tutuklu 130 sanığın bulunduğu davada savunmaların alınmasına başlandı. 

Isparta Ağır Ceza Mahkesinde görülen duruşma, sanık sayısının fazlalığı nedeniyle adliye konferans salonunda gerçekleştirildi. Duruşmada aralarında eski SDÜ Rektörü Hasan İbicioğlu, eski Rektör Yardımcıları Talip Türcan, Süleyman Seydi, eski Bilgi İşlem Daire Başkanı Halil Karakoç, örgütün bölge imamı olduğu iddia edilen Osman Demirhan ile bazı iş adamlarının da bulunduğu 48 tutuklu sanık ile tutuksuz yargılanan bazı sanıklar hazırdı. Akşehir Cezaevinde bulunun tutuklu eski Isparta Valisi Memduh Oğuz ise duruşmaya SEGBİS aracılığıyla dahil oldu. 

"OKUL TEŞVİKİNDEN FAYDALANMAK İÇİN GÖNDERDİM"

Davanın bugünkü duruşmasında ilk olarak hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla açılan bir başka davaya ilişkin eski SDÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı Halil Karakoç’un savunması alındı. Mahkeme heyetinin 2014 yılında çocuklarını FETÖ’ye ait eğitim kurumuna neden gönderdiği sorusu üzerine Karakoç, özel okul teşviğinden faydalanmak için gönderdiğini ve bu teşvikten de yararlandığını söyledi. Karakoç, 17-25 Aralık sonrası Bank Asya’daki hesap hareketlerine ilişkin soruya da, "Bankanın kredi kartını kullanıyordum. Bir başka bankadan yaptığım EFT’yle kredi kartı borçlarını ödemek içindi. Bunu yaparken bir sakınca görmedim" şeklinde cevapladı.

“KENDİLERİNDEN OLAN VE OLMAYANLAR ŞEKLİNDE DÜZENLEME VARDI”

Mahkeme heyeti, daha sonra davanın müştekilerinden eski SDÜ Kreş Müdürü Sema Özek’i dinledi. Özek, tutuklu sanık Hasan İbicioğlu’nun rektör olarak göreve geldikten sonra kendisine cemaat mensuplarının çocuklarının olduğu bir listeyi vererek bu çocukları ücretsiz kreşe alacağını söylediğini, kendisinin böyle bir şey yapamayacağını belirttiğini, bunun üzerine İbicoğlu’nun “Sen yapmazsan yapacak biri olur” dediğini öne sürdü.

Daha sonra hakkında çok sayıda soruşturma yürütülerek kızağa çekildiğini ve başka birimlere sürüldüğünü iddia eden Özek, kendisine uygulanan mobingin en üst seviyeye ulaştığını söyledi. Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne görevlendirildiğini aktaran Özek, bu merkezde uygun olmayan şartlarda üretilen temizlik ürünlerinin üniversite çalışanlarına İbicioğlu’nun talimatıyla satıldığını, elde edilen gelirin de döner sermayeye aktarıldığını iddia etti. Kendisine merkezde yer gösterilmediğini, oda için anahtar verilmediğini aktaran Özek, 4B’den personel alımlarıyla ilgili de, "Üniversitede kendilerinden olanlar ve olmayanlar ayrımı şeklinde hiyerarşik bir düzenleme vardı. 4B personel alımlarını da kendi bu hiyerarşik düzenlerine göre yapmışlardır" dedi. Özek, kreşte çalıştığı dönemde himmet parası toplandığını da öne sürdü.

"SDÜ, FETÖ YAPILANMASI TARAFINDAN İŞGAL EDİLDİ"

Duruşmaya damga vuran isim, müştekilerden SDÜ’nün eski Genel Sekreteri Aziz Bayrak oldu. 2011 Mayıs ayından sonra SDÜ’nün FETÖ yapılanması tarafından işgal edildiğini öne süren Bayrak, "O dönem sahte soruşturmalarla görevden alındım. Önce fakülte sekreteri, ardından bilgisayar işletmeni olarak görevlendirildim. Rektörlük seçimleri öncesi o dönem (davanın firari sanığı) Numan Tamer’in adı ağırlık kazandı. Daha sonra Hasan İbicioğlu adı öne çıktı. Bir platform kuruldu. Bu platformun amacı Fetullahçı adayın seçilmesini sağlamaktı. Böylece desteklenen aday seçildi. Seçimlerde oy verecek öğretim üyeleri de bu yapı tarafından İbicioğlu’nun desteklenmesi yönünde yönlendirildi." şeklinde konuştu.

Bayrak, "Numan Tamer, yardımcı olduktan sonra FETÖ akademik ve idari birimlerini işgal etti. Personel alımları da şu anda mevcut Rektör İ.Ç. tarafından organize edilmeye başlandı. Hatta (davanın tutuklu sanığı) Talip Türcan, Numan Tamer’in odasına gelerek saatlerce çalışmıştır. Numan Tamer’in bu yapının en önemli adamı olduğu açıkça ifade edilmiştir. Eleman alımlarını uhdesinde bulunduran Numan Tamer, bu işleri İ.Ç. ile götürmüştür. Ç., profesör olduktan sonra da İletişim Fakültesi dekanı olmuştur"ifadelerini kullandı. 

Bayrak, zamanla FETÖ’nün kripto yapılanmasının ortaya çıktığını ve FETÖ’ye ait üniversitelerle işbirliği yapılarak bu üniversitelere SDÜ’den öğretim üyesi desteği sağlandığını, SDÜ’nün adeta bir ağabeylik görevi üstlendiğini, hatta bu desteğin 17-25 Aralık sonrası bile sürdüğünü söyledi. İbicioğlu’nun kendisine sürekli baskı uyguladığını öne süren Bayrak, "İbicoğlu’nun kendisine ’Bak Aziz Bayrak ben cemaatin desteğiyle seçimi kazandım. Cemaat senin burada durmanı istemiyor. Senin yerine benim seçilmemde yardım eden cemaatten birinin getirilmesi isteniyor. Benim hiddetimden kork’ dediğini söyledi. Daha sonra Numan Tamer’in kendisine görevi bırakması için yazı gönderdiğini, anahtarlarının elinden alındığını söyleyen Bayrak, "2012’nin sonlarında İ.Ç. bana gelerek ’Senin durumunla ilgili cemaatle görüştüm. Senin kalman için razı edemedim. Seni istemiyorlar’ dedi” şeklinde konuştu.

“PARALEL YAPI GİTMEM İÇİN HER ŞEYİ YAPTI”

Kendisi hakkında cinsel tacizde bulunduğu yönünde şikayet dilekçesi verildiğini belirten Bayrak, "Bu konuyla ilgili dilekçe verilmeden önce dönemin valisi (davanın tutuklu sanığı) Memduh Oğuz’la telefon görüşmem oldu. Bana ne zaman emekli olmayı düşündüğümü sorup, hakkımda taciz dilekçesi olduğunu, emeklilik dilekçemi verdiğim halde bu dilekçeyi geri aldırabileceğini söyledi. Ben de böyle bir şey yapmadığımı, o nedenle getirmeyeceğimi söyledim. Bana, ’Aziz Bey gelinin, damadın var. Aklanıncaya kadar birkaç sene geçer, üzülürsün’ dedi. Ben de bir yerel gazetenin sahibi olan İsmail Rüştü Çelik’i arayarak şantaj kokusu aldığımı söyledim. İsmail Bey Vali ile görüşmüş. Telefonda Vali ’Bana bu telefonu İbicioğlu açtırdı. Aziz Bey hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, ben bir şekilde o dilekçeyi el çektireceğim’ demiş ve görüşme bitmiş. Daha sonra ben emniyete gittim. Vali ile yapılan görüşmeden sonra dilekçenin verildiğini gördüm. Bu nedenle bende Vali Bey’in FETÖ kumpası içinde yer aldığı düşüncesi hasıl oldu" ifadesini kullandı.

14 ayrı soruşturma geçirdiğini ve hepsinden ceza aldığını söyleyen Bayrak, kendisinin üniversiteden gitmesi için paralel yapının her türlü rezaleti ve ahlaksızlığı yaptığını öne sürdü.

“GEL KOZLARIMIZI PAYLAŞALIM” İDDİASI

Bayrak, 28 Haziran 2014 tarihinde kendi evinde olduğu sırada İbicoğlu’nun aracıyla evinin önünden geçtiğini, daha sonra evinin oraya gelerek kendisine “Gel dağa çıkalım kozlarımızı paylaşalım” dediğini anlatan Bayrak, "Ben de ona gel gücün yetiyorsa burada paylaşalım dedim” şeklinde konuştu.

İddianamede yer alan Yüksek Öğrenim Sosyal Kalkındırma Eğitim ve Kültür Derneğinin faaliyetlerine ilişkin soruya da Bayrak, "Dernek yöneticileri kafeterya, kantin işletmecilerini haraca bağlayarak para topladılar. Para vermeyen işletmeciler taciz edildi" yanıtını verdi.

Bayrak, üniversiteye gelen yabancı öğrencilerden öğrenim harcı dışında para alınamayacağını belirterek, öğrenci koçluğu adı altında gayri yasal para toplanarak öğrencilerin getirildiğini, toplanan paraların öğretim üyelerine dağıtıldığını iddia etti. Bayrak, Mevlana Öğrenci Değişim Programı kapsamında FETÖ’nün yurt dışındaki üniversiteleri ile protokol imzalandığını, böylece FETÖ militanlarının yetişmesinin sağlandığını da söyledi. Aziz Bayrak, sanık avukatları ve sanıkların sorularını yanıtlarken, İbicioğlu’nun sorularına “Sana cevap vermek istemiyorum” şeklinde karşılık verdi.

“ÖĞRENCİLERİN FETÖ YURTLARINA YÖNLENDİRİLMESİ İSTENİLDİ”

Müşteki Hülya Özmeren de, şartları yerine getirmesine rağmen İbicioğlu döneminde kendisine kadro verilmediğini, 20 ay bekletildiğini iddia etti. Özmeren, kadrosunun verilmeme nedeninin çevresinden duyduğu kadarıyla örgütün evlerine maddi destek sağlamadığından kaynaklandığını ifade etti.

Müşteki eski SDÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı İlksen Bağcı da, İbicioğlu’nun Arnavutluk’ta FETÖ’ye ait bir üniversitede öğretim üyeliği yaptığını, bu şekilde İbicioğlu’nun rektörlüğe hazır hale getirildiğini belirtti. İbicioğlu’nun göreve başlamasının ardından kendisinden üniversiteye kayıt yaptıran öğrencilerin listesinin ve bu öğrencilerin FETÖ bağlantılı yurtlara yönlendirilmesinin istendiğini söyleyen Bağcı, kendisinin bunu kabul etmediğini ve bu nedenle görevinden alındığını iddia etti.

Yapılan savunmalar ve müştekilerin bir kısmının dinlenmesinin ardından, dava yarına ertelendi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.